Osmanlı Arşivleri ve Eserlerde

Fon Adı: Sadaret 

Alt Fon Adı:  Deavi Evrakı

Sadaret Mektubî Kalemi Deavî Yazışmalarına Ait Belgeler

Bu fonda Sadaret adına, Deavî Nezareti’nce çeşitli makamlara gönderilmek üzere kaleme alınan tahrirat ve tezkireler mevcuttur. Bu belgelerin H. 1258–1266/M. 1840–1850 tarihleri arasındaki belgeleri ihtiva edenleri “Mektubî Kalemi Deavî Kataloğu”nda toplanmıştır.

Tarih: 22/N /1273 (Hicrî) Dosya No:109 Gömlek No:32 Fon Kodu: A.}MKT.DV..
Hacı Tarus’un, Kandaz karyesindeki Mehmed Emin Efendi’den aldığı bahçeye Hafız Mehmed’in müdahalesinin men’i.

 Tespit; Karye Osmanlı literatüründe resmî kayıtlarda köy yerine kullanılan kelime. Bu aynı zamanda bir idari birimi de anlatır. Karyelerin büyüklüğü 20.000 nüfusa kadar ulaşırken, sonraları büyüklüğü 150 nüfusa kadar düşmüştür. 

Bu da Miladi takvime göre 1847 yıllarında Kandaz adında bir köy olduğunu göstermektedir. Ancak köyün şu an nerede olduğu tespit edilememiştir. Torul’a bağlı Köstere Köyü’nde eskiden adı Kandaz olarak geçen bir mahalle mevcutmuş. Göçler nedeniyle mahalle yok olmuş. Adı geçen Kandaz Karyesi’nin burası olma ihtimali yüksektir. 

Fon Adı: Sadaret

Alt Fon Adı:  Divan kalemi Evrakı

Sadaret Divan (Beylikçi) Kalemi Belgeleri

Toplantıların akdedildiği Divan-ı Hümayun, fiilen ortadan kalktıktan sonra artık bu tabir, tamamen sembol olarak, Bâb-ı Ali’de bir kalemi ifade eder olmuştur. Görevleri açısından da Bâb-ı Ali öncesi dönemle sonrası dönem arasında büyük bir fark yoktur. Tanzimat öncesinde ayrı ayrı kalemler durumunda bulunan Beylikçi, Tahvil ve Rüûs kalemlerine ait olan evrak, Bâb-ı Ali’de tek kalem altında mütalâa edilerek Divan-ı Hümayun Kalemi’nde toplanmıştır.

Tarih: 29/M /1276 (Hicrî) Dosya No:145 Gömlek No:77 Fon Kodu: A.}DVN.
Ünye’de inşa edilen Kandazzade Hacı Mehmed Kaptan’ın kullandığı gemiye müeddeden sened-i bahrî verilmesi.

Tespit:  Kandazoğulları’nın Ünye’deki yerleşimlerinin 1850 yılında mevcut olduğudur.

Tarih: 1295 (Hicrî) Dosya No:10 Gömlek No:303 Fon Kodu: HH.SAİD.d
Hasan Ağa, Gandaz oğlu biraderzadesi Ali Ağa oğlu, 1295 Dumanlı (Çankırı) doğumlu, Tebdil-i Hümayun kayıkları sorumlusu (Fotoğraf vardır)

 Fon Adı: Dâhiliye

Alt Fon Adı:  Mektubu kalemiye 

Tarih: 09/C /1316 (Hicrî) Dosya No:2123 Gömlek No:26 Fon Kodu: DH.MKT.
Bağdad İran Kandazlığı; Eşkiya tarafından Samarra yolunun Azim Mevkii’nde İranlı ziyaretcilere tecavüzle, emval ve hayvanları gasbedildiğinden;, Azim Mevkii’nin ıssız ve zabıta kuvvetinden mahrum olması hasebiyle, mezkur ziyaretçilerin emniyetli olan umumi yoldan geçmeleri gerekirken, bu tebligatı dinlemeyen mezkur İranlılar gene aynı yolu tercih ettikleri cihetle, bu babda, gerekenlere lüzumlu tebliğatın icra ettirilmesi talebi.

Tespit: Miladi takvime göre 1890 yılında Samarra/İran şehri çevrelerinde bir Kandazlık söz konusudur (Samarra, Irak’da Bağdat’a 125 km. kuzeyinde bir şehirdir. Şehir 836 tarihinde Abbasi ordusundaki Türk birlikleri için kuruldu. 836’daki nüfusu 35.000 iken bugün 200 binin üzerindedir).

1813-1828 arasında Rusya, Hazar Denizi kıyısındaki topraklara el koyunca İran-Bağdat Kandazlığı kuruluyor. Ancak tarihteki yeri oldukça kısa ömürlüdür ve sadece Osmanlı kayıtlarında ufak bir bölümde yer almaktadır. 

Fon Adı: Bâb-ı Âlî Evrak Odası (Arşivi) Belgeleri 

Tarih: 15/B /1314 (Hicrî) Dosya No:883 Gömlek No:66212 Fon Kodu: BEO
Kandazzade Hakkı ve rüfekasının maruzatta bulunacaklarına dair Ünye’den çekilen telgrafın mütalaa olunduğu. (Trabzon; 66212)

Burada bahsedilen kişinin 1859 doğumlu İsmail Hakkı Bey olduğu düşünülmektedir (Daha geniş bilgi için bakınız Ordu-Ünye-Çamurlu).

  • 1995 (12-13 Ekim) yılında Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde düzenlenen Manas Şöleni Seminerleri sonucunda, Hüseyin Karadağ ve Paki Küçüker’in bir araya getirmiş olduğu bildirgeleri bir kitapta toplamışlardır. Kitabın 90. sayfasında yer alan “Er Targın, Kandaz Han’ın Çongar’la olan savaşında yanında yer almıştır” demektedir. 

Er Targın, Kazak destanlarının en önemlisi olup 15.-16. asırlarda Kırım Hanlığı’nda olan kabile mücadelelerini anlatmaktadır. 

  • Prof. Dr. Vecihe Hatiboğlu’nun “Türk Tarihi’nin Başlangıcı” isimli kitabının 34. sayfasında KAS (Guz-Oguz) Hanedanı krallarının en başında Gandas-Kandas olduğu belirtmiş, tarih olarak İ.Ö. 1700 yılını göstermiştir. 
  • Yılmaz Öztuna, “Başlangıcından Zamanımıza Kadar Büyük Türkiye Tarihi” isimli eserinin 12.  cildinin 21. sayfasında Van Sancağı’nı oluşturan beldeleri sayarken Kandaz adlı bir beldeden de bahsetmektedir. 
  • Ömer Osman Umar’ın “Osmanlı Yönetimi ve Fransız Manda İdaresi Altında Suriye, 1908-1938” adlı eserinin 37. sayfasında milliyetçi kadroyu sayarken verdiği isimlerden biride Salih Kandaz’dır. Salih Kandaz, Şebinkarahisar Alişar Köyü Kandazları’ndandır.

 Araştırmacı Yazar Adnan Güngör Üçüncüoğlu’nun Osmanlı arşivlerinden (Şer’iyye Sicilleri ve Sicil-i Osman-i)  tespit etmiş olduğu KANDAZ ailesi ile ilgili bilgiler; 

Şer’iyye Sicili, Osmanlı Devleti’nin adalet temsilcileri olan kadıların, vazifeleri gereği bulundukları yerlerde içtimaî, iktisadî, siyasî ve askerî hayatı bütün yönleri ile kayıt altına aldıkları defterlere denir.

Sicil-i Osmanî ya da Tezkere-i Meşâhîr-i Osmaniye, Mehmed Süreyya tarafından 1893-1897 yılları arasında kaleme alınan Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan 20. yüzyılın başına kadar yaşamış meşhur kadın ve erkek 17.000 kişi hakkında bilgi veren en geniş Osmanlı biyografyasıdır. 

KANDAZ-Paşa (İbrahim Ağa)—Enderun’dan yetişip silahtar şehriyası oldu. Aftan sonra mürahür-i evvel olup 983 (1576) de Kapıcıbaşılıkla Niğde Beyi ve Zilka da 986 (Hicri 1579) Saruhan Beyi oldu. Sonra Erzurum Beylerbeyi olup, İran Savaşları’nda bulunmuş ve Zilka 987’de şehit olmuştur (1580). 

KANDAZ-KAYTAZ-Aynı soydan geldikleri sanılmaktadır. Osmanlı içinde rütbe sahibi olan ileri gelenlerdendir. Sicil-i Osmani içinde lakaplı bir ailedir. Ahmet Bey, Kayas ağa serhat gazilerindendir. Sokollu Mehmet Paşa’ya kethüda olmuştur. Bu sülalenin karışımı olduğu iddia edilen Kandazlar’la arasında bir illiyet bağı olup olmadığı (Kaytaz ve Kandaz aileleri) bilinmemektedir. 

KANDAZ-KANDAZLAR- Trabzon bölgesi ileri gelen ailelerindendir. Türkiye genelinde bunların köklü sülalelerden olup, Osmanlı içinde rütbe ve nişan sahibidirler. Bunlar, Torul Köstere bölgesi ve Trabzon-Sahil kesimlerinde, Türkmen kökenli olan ve Moğollar’ın baskısından sahil kesime inen 60 bin Türkmen boylarından arta kalanlardandır. 

KANDAZOĞLU— Ordu ili Mesudiye ilçesi bölgesinde bulunan Türkmen boylarına mensup lakaplı ailedir. 

KANDAZ-OĞLU–18–19-yy.  Bulancak-Giresun Bölgesi. Bu aile; ileri gelen, lakaplı ve Çepni soyundandır.  Bunlar arasında, Kurtuluş Savaşı’nın çeşitli muhaberelerinde üstün yararlılık gösterip şehit olan  Hasan oğlu Hasan’da bulunmaktadır. 

KANDAZ-OĞULLARI— Tunceli bölgesinden 17. asırda gelip Zigana, Fırfıra, Tirebolu, Trabzon bölgelerine yerleşmiş, konargöçer eski bir Türkmen aşiretidir. Çelik, Özdemir gibi soyadları almışlardır.

Eski Türkmen boylarından oldukları için eski lakaplı sülale olarak göze çarpar. Bu Türkmenler, Kafkaslar’dan Anadolu’nun doğusu ve İran, Irak bölgelerinde yerleşik alanlarda göçebe hayatı yaşamışlardır. Anadolu’nun içlerine kadar gelmişlerdir. Bu kavim, Elazığ, Kars taraflarından kendilerine ılıman yurt tutabilmek için Gümüşhane, Alucra, Giresun, Torul ve Şiran’a gelerek yerleşik hayata geçmişlerdir. Bu soyun, asıl Kandazlar’dan gelip gelmediğini tespit edilememiş, bir ipucu bulunamamıştır. Bunlara ilişkin belge çok kısa olarak Torul ve Trabzon tapu tahrif ve mühime defterlerinde bulunmaktadır. Bu sülalenin soy kütüğü olacak şekilde bir şecereye rastlamak mümkün olmamıştır. 

  • Tunceli, 1071 tarihinden 1252 tarihine kadar Erzincan’da hüküm süren Mengüçler’in idaresi altında idi. Selçuklu ve Moğollar’ın dağlık mıntıkadan Kızılırmak’a doğru yaptıkları akınlardan sonra Dersim mıntıkasına birçok Türk kabileleri yerleşmiş ve buralarda kalmıştır. Doğu Anadolu’da Akkoyunlu, Karakoyunlu Türkmenler’in mücadeleleri zamanında Çemişgezek Beyi (Mengüç ailesinden) Emir Şah Hasan’dan söz edilmektedir. Emir Şah Hasan’ın torunu Hacı Rüstem Bey, zamanında Şah İsmail Çemişgezek’e Nur Ali isminde birisini Halife olarak göndermiş, Hacı Rüstem Bey’de İran’a muhalefet etmeden Çemişgezek’i Nur Ali’ye teslim etmiştir. 

Adnan Güngör Üçüncüoğlu’nun “Tarihsel Süreçten Günümüze Trabzon-Gümüşhane Halkları” adlı eserinin 400 ve 401. Sayfaları. 

  • Prof. Dr. Fethi Gedikli’nin Akçaabat Yazıları-I adlı eserinde tespit etmiş olduğu KANDAZ ailesine ait bilgiler;

Eserin 121. sayfasında;

75. madde-Cami-i Şerif Vakfı için Kandazoğlu Ahmet Efendi Bin Mahmud’un ekmekçi fırını, bir bab kahvehane, bir bab bakkal dükkânı Vakfı (Yeri; Yıldızlı, Defter no; 154, sayfa no; 25 sıra no;73)

Eserin 131. sayfasında;

 

Yıldızlı Köyü’nde Kandazoğlu Ahmet ibn-i Mahmud Vakfı

606 numaralı defterin 54. sayfası ve 76. sırasında kayıtlı Akçaabat kazasına tabi Yıldızlı Köyü’nde Kandazoğlu Ahmet ibn-i Mahmud vakfına ait 16 Muharrem 1328 tarihli vakfiyeden mevkufatına ait çıkarılan kısmın örneğidir; 

“… Trabzon vilayetine tabi Akçaabat kazasında Seraasur karyesinde sakin sahibülhayrat velhasenat Kandazoğlu Ahmet ibn-i Mahmud kaza-i mezbur bidayet mahkemesi riyasetine mahsus odada makud meclis-i şer-i şerif-i enverde zikri ati vakfına lieclittescil mütevelli nasb ve tayin eylediği karye-i mezbure ahalisinden Aydınoğlu Osman ibn-i Ali mahzarında ikrar-ı sahih-i şeri ve itiraf-ı sahih-i meri edüp vakf-ı atilbeyanın süduruna değin yedimde milkim ve hakkım olup karye-i mezburede vaki bir tarafı değirmen harkı iki tarafı tarik-i amm ve bir tarafı Namazgah Meydanı ile mahdud ekmekçi fırınımı ve keza karye-i mezkurede vaki bir taraftan değirmen harkı ve diğer taraftan tarik-i amm ve bir taraftan Hulusizade Mehmet Temel Efendi tarlası ve bir tarafı keza tarik-i amm iel mahdud fevkani ve tahtani üç odayı müştemil bir bab kahvehanemi ve ittisalinde keza bir bab bakkal dükkanımı vakf-ı sahih-i müebbed ve habs-i sarih-i muhalled ile vakf ve habs edüp şöyle şart ve tayin eyledim ki….”    

Söz konusu araştırma Muhammed Yavruoğlu’na aittir. 

Kitabımızın 5. bölümünde yer alan “Türkiye’deki Kandaz Dağılımı” kısmı Trabzon seçeneğinde, Akçaabat Yıldızlı Mahallesi’ndeki ailelerden olan Mahmud Bey ve ailesi hakkında bilgi verilmiştir. 

Yine aynı konuda Dr. Enver Uzun’un Akçaabat Yer Adları-2005” isimli eserinin 34. sayfasında aynı vakıftan bahsedilmektedir. 

“Yıldızlı Köyü’nde Kandazoğlu Ahmed İbn-i Mahmud vakfına ait 16 Muharrem 1328 tarihli vakfiyede karye olarak Seraasur şeklinde görülen Cera, Trabzon-Akçaabat karayolu ortasında, Sera Deresi’nin döküldüğü deltada yer alır. Burası 1992 yılında Yıldızlı adıyla belde olmuştur.” 

  • Zehra Topal’ın tasnif ederek kitap haline getirdiği “1840 tarihli Akçaabat Nüfus Kayıtları” isimli eserin 305. sayfasında Karye-i Sera Tabi-ı Akçaabat’a yer verilmiştir. Burada Kandazoğlu adıyla 3 aileye rastlanılmaktadır. 

Doğum tarihleri, nüfus sayımının yapıldığı 1840 tarihi baz alınarak hesaplanabilinir. Mesela sarı sakallı Kandazoğlu Ahmet 45 yaşındadır. Demek ki doğum tarihi 1795 tarihine tekabül etmektedir. 

Sarı sakallı Kandazoğlu Ahmet 45 yaşında, oğulları Hüseyin (4), Ali (3), Mahmud (2) yaşındadır. Kardeşi, sarı bıyıklı 25 yaşındaki Osman’dır. Osman Bey’in 5 yaşında Mehmet adında bir oğlu vardır. 

Kara bıyıklı Kandazoğlu Ali 33 yaşındadır. Oğlu Ahmet 3 yaşındadır. 

Sarı bıyıklı Kandazoğlu Ahmet 35 yaşındadır. Oğlu Osman 5 yaşınadır. 

Dikkat edileceği gibi 1840 nüfus sayımlarında bayanlara yer verilmemiştir. Anlatılan kişilerin ise dış görünümleri ön plandadır. Yukarıda bahsetmiş olduğumuz üç aile Kandazoğlu olarak anıldığı için bulunmaları zor olmadı. Ancak araştırmalarımız Akçaabat’ta çok fazla Kandazoğlu olduğunu göstermektedir. Diğer isimlere ulaşmak için, elimizde ki verileri de kullanarak bir bağlantı kurmaya çalışacağız. 

Örnek vermek gerekirse, Kandazoğlu Hüseyin’in Akçaabat’ta yerleşik olduğunu ve oğlunun isminin de Hasan olduğunu biliyoruz. Bu şahsın da kayıtlardan çıkacağını umuyoruz. Elimizde bu yönde 6 adet veri mevcuttur. 

  • A.B. M. Mahmood’un “The Revenue Administration of Northern Bengal, 1765-1793” (Kuzey Bengal’in Gelir İdaresi, 1765-1793) isimli kitabında Kuzey Bengal’deki gelir idaresi ile ilgili olarak ailelere değinirken burada önemli 2 isimden bahsetmektedir.  Burç ve Bar Kandaz adlı bu iki şahıs, dönemin iki ünlü komutanıdır. Saygı duyulan ve korkulan kişilerdir. Assam’s Struggles Against British Rule, 1826-1863 isimli kitabın 152. sayfasında da buna değinilmiştir. 
  • Sir Harford Jones Brydges’in “The Dynasty of the Kajars-Kajarlar Hükümdarlığı” isimli kitabında, 1797 yılından itibaren İran’daki Kajar Hükümdarlığı’nı anlatmıştır. Kitapta Kandaz adlı şehirden ve kendi hitabıyla burada yaşayan Türkomanlar’dan kısaca bahsetmektedir. Kajar veya bildiğimiz adıyla Kaçar boyu ve buna bağlı Kajar Hükümdarlığı’nı konu alan bu kitapta Kandaz kenti bir Türk şehridir (Sayfa 326). 
  • Gunnur Jarring’in “Materials to the Knowledge of Eastern Turki” (4 cilt). Gunnar Jarring “Doğu Türkçesi üzerine Malzemeler (1946-1951)” isimli eserinde Doğu Türkistan’ın güney bölgelerine ait olan şiir, atasözleri, bilmeceler, etnolojik ve tarihsel metinler yer almaktadır. Eserde Kandaz anlamından ve kullanımından da bahsedilmektedir. 

Gunnar Valfrid Jarring (d. 1907 – ö. 2002), İsveçli Türkolog ve diplomattır. Doğu Türk üzerine çalışmalarıyla tanınır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>