Osmanlı Öncesi Karadeniz Tarihi

OSMANLI ÖNCESİ ORTA KARADENİZ TARİHİ

Samsun’dan Batum’a, oradan Artvin-Bayburt’u içine alacak şekilde Köse Yaylası üzerinden Canik Dağları boyunca Samsun’a ulaşan bölge, Doğu Karadeniz Bölgesi diye adlandırılmaktadır.1

Eskiçağ Tarihi ve arkeoloji yönünden az araştırılan bölgelerden biri de Karadeniz Bölgesi’dir. Bu durumun en önemli sebebi, bölgenin dağlık bir yapıya sahip olmasının yanında, sahile bakan topraklarının yılın hemen dört mevsimi yeşil bitki örtüsü ile kaplı olmasıdır.2 

13. yüzyıldan itibaren seyyah-araştırıcıların ilgi duyduğu Karadeniz Bölgesi’nde bilimsel çalışmalar 19. yüzyılda başlamıştır. 

Karadeniz Bölgesi’nin uygarlık açısından en eski tarihinin M.Ö.1.000.000–100.000 yılları arasındaki Alt Paleolitik (Yontma Taş) döneminde başladığı, araştırmalar neticesinde anlaşılmıştır.3 

Bu bölgede henüz Neolitik (Taş Devri) olabilecek bir yerleşimden söz edilememektedir. Buna karşılık Prof. Dr. Mehmet Özsait ve ekibinin bölgede yaptığı yüzey araştırmalarında Kalkolitik Çağ yerleşmelerine ait bulgular elde edilmiştir.4 

M.Ö. 2000’in ilk yarısında Anadolu’nun Kızılırmak havalisinde Hitit Krallığı’nın, M.Ö. 2000’in sonlarında ise Phryg (Frigya) Devleti’nin ve Doğu Anadolu’da Urartu Devleti’nin kurulduğu bilinmektedir. 

M.Ö. IX. yüzyılda Kimmerler Güney Karadeniz kıyılarına yerleşmişlerdir.5 

Daha sonra M.Ö. VII. yüzyılın ortalarına doğru Miletoslular bu bölgeye hakim olmuşlardır. 

M.Ö. 750–700 tarihleri arasında Turgay bölgesinden ve Ural nehrinden geçen İskitler (Sakalar); Azak Denizi, Kırım ve Karadeniz’in kuzeyinden Tuna nehrine kadar olan bölgeye hâkim olmuşlardır.6 

Prehistorik (Tarih öncesi) dönemden sonra Doğu Karadeniz bölgesine yerleşen Kimmerler ve İskitler, tarih sahnesinden çekildikten sonra, bunların hakim olduğu sahada Türk kavimleri ortaya çıkmıştır. Gürcistan Tarihi’ndeki kayıttan var oldukları anlaşılan Bunturki ve Kıpçaklar, bölgedeki yer ve topluluk isimlerinden yöreye yerleştikleri düşünülen Halaçlar, Afşarlar ve Yazgurlar İskitlerin yurt tuttukları topraklarda hâkimiyet kurmuşlardır.7 

Karadeniz Bölgesi’nde ilk Yunan kolonilerinin M.Ö. VII. yüzyıl ya da bu asrın sonlarına doğru kurulmaya başlandığı bilinmektedir. Kaynaklarda Samsun’u kuranların Miletliler veya Asyalı bir kavim olan Foçalılar, hatta Atina muhacirleri olduğu yolunda görüşler mevcuttur.8 

İlkçağlarda bölgeyi hâkimiyeti altına almış olan Pers İmparatorluğu’nun gücünün zirveye çıktığı dönemlerde, bölgeden vergi aldığı ve M.Ö. 480’de Yunanistan seferine çıkan Pers ordusunda bölgede yaşayan topluluklardan oluşan birlikler bulunduğu bilinmektedir.9 

Buraya kadar Karadeniz Bölgesi’nde yaşayan kavimlere ait bilgileri özetledikten sonra, bu bölgeye gelerek yurt edinmiş olan atalarımıza ait malumatlar verilecektir. Türkçe konuşan toplulukların Orta Asya’daki asıl anayurdunun neresi olduğu üzerinde birçok fikirler ileri sürülmüştür. 

Tarihçi Prof. Dr. Faruk Sümer’in de kabul ettiği gibi, Türkler’in anayurdu Abakan, Tuba yörelerini de içine alan Yenisey ırmağı boyları ve ona yakın yörelerdir.10 

X. yüzyılın ilk çeyreğinde Süd-Kend’de Müslümanlığı kabul etmiş mühim bir Türk topluluğu görülmektedir ki, bunların Oğuzlar olduğu kanaati hâkimdir. Türkler’in İslamiyet’e geçişleri Samanlılar’ın Türk bölgelerindeki gayretleri ile olmuştur.11

ANADOLU GELİŞ

XI. yüzyıldan itibaren kendilerine Türkmen de denilen Oğuzlar’ın; Türkiye Türkleri ile İran, Azerbaycan, Irak ve Türkmenistan Türkler’inin ataları oldukları bilinmektedir. Selçuklu ve Osmanlı Devletleri’nin hanedanlarının da onlardan çıktığını hatırlarsak Oğuzlar’ın dünya tarihinde büyük roller üstlenmiş bir Türk kavmi olduğu apaçık ortaya çıkmış olur.12 

Selçuklu Devleti’nin Karadeniz  Bölgesi ile ilişkileri, Çağrı Bey’in 1018’de batı seferi ile başlamaktadır. Çağrı Bey’in batı seferi, ilk bakışta Doğu Karadeniz Bölgesi ile alakasız gibi görünse bile, Bizans’ın gücünün ne seviyede olduğunu Selçuklular’ın anlaması bakımından önemlidir. Ayrıca, güneydoğu Karadeniz’de etkili olan Ermeniler’in ve Erzurum-Artvin havalisinde etkili olan Gürcüler’in ilk defa Selçuklu askerleri ile karşılaşması ve mağlup olmaları, ileride başlayacak olan Oğuz göçleri için çok önemli neticeler ortaya koyacaktır. 

Çağrı Bey’in batı seferinden sonra, Karadeniz Bölgesi’ni de kapsamış olan ikinci Selçuklu akını İbrahim Yınal tarafından yapılmıştır. Dandanakan zaferinin (23 Mayıs 1040) sonunda Büyük Selçuklu Devleti’nin kurulmasıyla, Sultan Tuğrul (1040–1063) devrinde Türkmen akınları sona ererek düzenli ordularla bu bölgeye girilmeye başlanmıştır.13 

Daha sonra Malazgirt  Savaşı’na kadar olan zaman diliminde; 1047’de Büyük Zab Suyu ve 1054’de Muradiye ve Erciş’in fethi sağlanmıştır. 1057–1063 yılları arasında devamlı olarak Anadolu’ya akınlar düzenlenmiştir. 1064’te Alp Arslan Gürcistan üzerine sefere çıkmıştır. Malazgirt Savaşı öncesindeki son akın olan 1067-1068’deki akınında Trabzon’a kadar ilerleyen Selçuklu Ordusu şehri ele geçirememişse de çok büyük ölçüde tahribatta bulunmuşlardır. 

Selçuklu Sultanı Alp Arslan ile Bizans İmparatoru Romanos Diogenes (Romen Diyojen) arasında 26 ağustos 1071 yılında Malazgirt Ovası’nda yapılan savaş sonrasında, Anadolu’nun kapıları sonuna kadar Türkler’e açılmıştır.14 

Danişmendliler, Anadolu’nun Türk yurdu haline getirilmesinde emeği geçen beyliklerden biri olup, 1071–1175 yılları arasında Niksar merkez olmak üzere, Orta Karadeniz Bölgesi’nin güney kesimlerine hakim olmuştur. 

Emir Danişmend Taylu et-Türkmanî’nin gösterdiği yararlılıktan dolayı, Alp Arslan tarafından Sivas, Niksar, Elbistan ve Malatya kendisine yurt olarak verilmiştir.15 

II. Kılıç Arslan 1174 tarihinde Danişmendli Beyliği’ni ortadan kaldırmış, 1176’da üzerine yürüyen Bizans İmparatoru Manuel’i Miryakefalon’da mağlup ederek Anadolu’daki siyasi üstünlüğünü herkese kabul ettirmiştir.16 

Anadolu Selçuklu Devleti XIV. yüzyılın başlarında yıkılmış, 1335 yılında Moğol-İlhanlı devrinin de sona ermesiyle Anadolu Beylikleri dönemi başlamıştır. 

İşte bu beyliklerden biri de Hacıemiroğulları Beyliği’dir. Tokat’ın kuzeyi ile Mesudiye, Ordu, Giresun, Samsun’un doğusu ve Trabzon’un batısında hüküm sürmüş, Orta Karadeniz Bölgesi’nin Türkleşmesini ve İslamlaşmasını sağlamış bir beyliktir.17 

Orta Karadeniz Bölgesi’nde Niksar merkezli Tacettinoğulları ile Mesudiye Kaleköy’de18 teşkilatlanan Hacıemiroğulları Çepni Türkmenleri’dir.19 

Çepniler Türkiye Türkleri’nin ataları olan Oğuzlar’ın 24 boyundan biridir. Çepniler’den söz eden en eski kaynak, Kaşgarlı Mahmud’un  Divanü Lügati’t-Türk (Türk Lehçeleri Sözlüğü) isimli eseridir.20 

Çepniler, Oğuz Han’ın oğullarından Gök Han’ın dört oğlundan biri olan “Çepninin neslinden türemişlerdir. Reşidüddin’e göre Çepni kelimesi, “Yağı (düşman) olan her yerde durmayıp savaşan” manasını taşımaktadır.21 Çepniler’in ongunu (arması) Reşideddin ve Yazıcıoğlu’na göre “sungur” dur.22 

XIII. yüzyılda yaşamış olan Hacı Bektâş-ı Veli’nin, Kırşehir’in Suluca Karahöyük (bugünkü Hacı Bektaş ilçesi)’e gelip yerleştiğinde, burada ve çevresinde Çepniler ikamet etmekteydi.23

 Hacı Bektaşî’nin halifelerinden Sarı Saltuk’un (M.1263–64) maiyyeti olarak Anadolu’dan Dobruca’ya giden, daha sonra Anadolu’ya geri dönen Türkmenler’in içinde Çepniler çoğunluktaydı.24 A. Zeki Velidi Togan bugün İzmir ve Balıkesir çevresinde bulunan Çepniler’in, Kırım ve Dobruca’dan geri gelen Çepniler’in torunları olduğunu ifade etmektedir.25 

Trabzon Krallığı’nın Karadeniz sahilinde kontrolleri altında olan en batıdaki yer Limnia (Samsun iline bağlı Çarşamba ilçesindeki Taşlıköy olduğu tahmin edilmektedir) bölgesidir. Kral III. Aleksios sırasıyla 1351, 1356, 1357, 1361 ve 1369  yıllarında Limnia bölgesine giderek buraları ellerinde tutmaya çalışmıştır. Trabzon kilise tarihçisi Panaretos 19 Aralık 1356 yılında III. Aleksios’la beraber bu bölgeye gittiklerini, Giresun’da Noel orucu tuttuklarını, Yasun Burnu’nda26 14 Türk’ü katlettiklerini ve orada şenlik yaptıklarını, Limnia’ya gidip geri dönmelerinin üç ay sürdüğünü kaydetmektedir.27 

Yasun Burnu’nda katledilen 14 Türk Hacı Emir’in askerleri idi ki, intikam olarak 13 Kasım 1357’de Hacı Bayram Bey’in oğlu Hacı Emir İbrahim Bey Maçka’ya kadar gazaya giderek etrafı tahrip ederek, çok sayıda insan, hayvan ve ganimet ile geri dönmüştü.28 

Erzincan Bey’i Ahi Ayna Bey, Akkoyunlu Tur Ali Bey, Bayburt Beyi Rikabdar Mehmet Bey ve Bozdoğan Bey 29 Haziran 1348 yılında Türkmen ittifakı oluşturarak  Trabzon üzerine akın düzenlemişlerdir. Bu akınların önünü almak için; Trabzon Kralı III. Aleksios kız kardeşini Akkoyunlu Beyi Tur Ali Bey’in oğlu Fahreddin Kutluğ Bey’le, eski Kral Basilious’un (1332–1340) kız kardeşi Theodora’yı da Bayram Bey’in oğlu Hacı Emir İbrahim’le evlendirmiştir.29 

Trabzon Kralı III. Aleksios 1361 yılında damadı Hacı Emir İbrahim’i ziyarete gelmiş olup, dönüşte Hacı Emir İbrahim Bey Kral’a Giresun’a kadar refakat etmiştir.30 

Trabzon Rumları 1277 yılında denizden Sinop’a saldırıda bulundular. Bu saldırı, bölgede bulunan Çepniler tarafından püskürtülmüştür.31 Bu savunmayı yapan Çepniler’in Hacıemiroğulları ile ilgilerinin olup olmadığı bilinmemekle beraber, daha sonraki yıllarda Ünye tarafına doğru kaydıkları ve Bayram Bey’in idaresine girdikleri tahmin edilmektedir.32 

Hacıemiroğulları Beyliği’nin en parlak devri Süleyman Bey dönemidir. Çünkü 1380 yılında ordusuyla Ordu sahillerini tamamen Türk vatanı haline getirmiştir.33 

Bölgenin tamamen fethinden sonra Milas’a34 bağlı Kaleköy’deki beylik merkezini, bugün Ordu ilinin 4 km. güneydoğu mesafesinde bulunan Eskipazar’a taşımışlardır. Adı geçen yerdeki harabeler, cami ve mezar taşları bu dönemden kalmadır. Ayrıca bu bölgede saha araştırması yaptığı bilinen Doç. Dr. Necati Demir Eskipazar çevresindeki arazinin bizzat beylik idarecilerine ait olduğunu ifade etmektedir.35 

Hacıemiroğulları’nın, Karadeniz Bölgesi’nde bağımsızlıklarını ilan etmelerinden sonra ele geçirdikleri mıntıkalardan, Trabzon üzerine gazaya çıkmaları, bölgedeki Komnenos hâkimiyetini epeyce zayıflatmıştı. Bu durum, Türk boylarının bu bölgeye yerleşmesinde hayati ehemmiyete haizdi. Trabzon’a yapılan akınları önlemek için III. Aleksios; Hacı Emir İbrahim Bey’i kendisine enişte yaparak Türk akınlarını bertaraf etmişti. Bu husus, Hacıemiroğulları Beyliği’nin doğuya olacak akınlarını epeyce engellemişti.36 

Tacettinoğulları tehlikesini ortadan kaldıran Süleyman Bey, tekrar Trabzon tarafına yönelmişti. Trabzon Krallığı’nın en önemli şehirlerinden Giresun’u ilk defa Hacıemiroğlu Süleyman Bey 1397 yılının ilkbaharında fethetmiş37 ve o tarihe kadar Müslümanların eline geçmeyen Giresun Kalesi’nin fethedilmesi, Süleyman Bey’in yörede itibarını oldukça artırmıştı.38  

Süleyman Bey, bu fethi Kadı Burhaneddin’e mektupla bildirmişti. Kadı, bu haber üzerine ülkesinde nöbetler çaldırıp, şenlikler düzenlemiş ve kendisine bir de tebrik mektubu göndermiştir.39 

Ordu bölgesinin, Fatih Sultan Mehmed’in Trabzon seferi (1461) ile Osmanlı Devleti’ne dâhil olduğu yazılmaktadır.40 Ancak, araştırmalardan da anlaşılacağı üzere bu, Hacıemiroğuları Beyliği zamanında gerçekleşmiştir. 

Hacıemiroğlu Süleyman Bey, Yıldırım Bayezid’in Samsun’a gelmesiyle 1398 yılı baharında Osmanlı hâkimiyetini kabul etmiştir.41 Fakat Beylik yönetimi yine Hacıemiroğulları ailesine bırakılmıştır. Artık Osmanlı Devleti’nin himayesinde bulunan Beylik, Karadeniz’deki mücadelelerine devam etmektedir. Osmanlı Devleti’nin 1402 yılında Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilmesiyle Hacıemiroğulları tekrar bağımsız kalmıştır.42 

1404 yılında deniz yoluyla Semerkand’a giderken Trabzon’a uğrayan İspanyol elçisi Clavijo’nun verdiği bilgilere göre, Orta Karadeniz Bölgesi’nde Arzamir (Hacı Emir) isimli bir Türk beyi hâkimdir. Bu Bey’in on bin atlı askeri bulunmakta ve Trabzon’dan vergi almaktadır.43 

Clavijo’nun 1404 tarihinde tuttuğu kayıttan 1455 tarihine kadar olan zaman diliminde Hacıemiroğulları Beyliği hakkındaki bilgiler sınırlıdır. BOA. 13 Numaralı Tahrir Defterleri’ndeki  atıflar, en azından Canik-i Bayram’ın yani takriben bugünkü Mesudiye’nin de içinde bulunduğu, Ordu  ve Giresun’un batı kesimlerinin Yörgüç Paşa’nın Canik harekâtı sırasında (1427) Osmanlı topraklarına dâhil edildiği anlaşılmaktadır.44 

Yukarıdaki araştırma yazısı, Mesvak (Mesudiyeliler Birliği Hizmet Vakfı)  Kurucu Başkanı ve Başbakanlık Arşivi Uzmanı Sayın Yaşar Celep’e aittir. Kendisi, kitabımıza yazılarıyla ve arşiv çalışmalarıyla önemli katkılarda bulunmuştur. Aynı boyun evlatları olarak, Yaşar Celep’in aile kitabımıza yaptığı katkılarından dolayı teşekkürü borç biliriz.

Buraya kadar Orta Karadeniz topraklarında yaşayan Türkmenlerin Osmanlı Dönemi’ne kadar olan tarih maceralarına yer verdik. Burada Orta Karadeniz tarihine ara verip, soyumuz olan Çepniler’e değinmek istiyorum.

DİPNOTLAR

 1 İbrahim Tellioğlu, Osmanlı Hâkimiyetine Kadar Doğu Karadeniz’de Türkler, Trabzon 2004, s.1.

2 Mehmet Özsait, İlkçağ Tarihinde Trabzon ve Çevresi” Trabzon Tarihi Sempozyumu, Trabzon 1999, s.35.

3 a.g.e., s. 35.

4 a.g.e., s. 36.

5 a.g.e., s. 36; Kimmerler hakkında geniş bilgi için bkz., Tellioğlu, a.g.e., s.14-21. Türk mitolojisinde yer alan bazı ifadeler, Kimmerlerin Türklükle bağlantısı olduğu yönündeki tezleri doğrular niteliktedir. Avrupa Hunları’nın geyikli efsanelerinde Avrupa Hun Devleti’nin Güney Rusya’daki kalıntılarından olan Kutrigur ve Utigur kabilelerinin menşeinin anlatıldığı efsanede bu boyların kökeni Kimmerler’e bağlanmaktadır. Geniş bilgi için bkz., Bahattin Ögel, Türk Mitolojisi I, Ankara, 1993, s.579. Ayrıca bkz., A.Zeki Velidi Togan, Umumi Türk Tarihine Giriş I, İstanbul, 1981, s. 34.

6 Türk mitolojisinde yer alan ifadeler ile İskitlerle Türkler’in kültürel ortaklıkları hususunda çok kıymetli bilgiler bulunmaktadır. Oğuz Destanı’nda geçen yay ile okların toprağa gömülerek uçlarının dışarıda bırakılması, Orta Asya mitolojisinin önemli bir motifidir ve kılıcı toprağa gömme, İskitlerden beri devam eden bir adettir. Geniş bilgi için bkz. Ögel, a.g.e., s.207-588. Ayrıca İskitlerin tarihi hakkında geniş bilgi için bkz. İlhami Durmuş, İskitler (Sakalar), Ankara 1993, s. 39-48.; Ekrem Memiş, İskitlerin Tarihi, Konya 1987, s.22.

7 Tellioğlu, a.g.e., s. 30-39. Ayrıca Kıpçaklar için bkz. Akdes Nimet Kurat, Karadeniz Kuzeyindeki Türk Kavimleri, Ankara 1992, s.69-72.

8 Tellioğlu. a.g.e., s. 41.

9 Mehmet Bilgin,” Doğu Karadeniz Bölgesinin Etnik Tarihi üzerine”, Trabzon Tarihi Sempozyumu,  Trabzon 1999, s. 51.

10  Faruk Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları, İstanbul 1967, s.IX.

11 Sümer, a.g.e., s. 49-52.

12 a.g.e., s.V.; Kenan İnan, Giresun ve Havalisinde Türkmenler”  Giresun Tarihi Sempozyumuİstanbul,1997  s. 59.

13 Ali Sevim-Erdoğan Merçil, Selçuklu Devletleri Tarihi, Ankara 1995, s. 34.; ayrıca bkz.; Tellioğlu, a.g.e., s. 61-64.

14 Malazgirt Savaşı ile ilgili geniş değerlendirmeler için bkz.; Mustafa Kafalı, Anadolu’nun Fethi ve Türkleşmesi, Ankara 1988, s. 8-9.; İbrahim Kafesoğlu, Malazgirt Muharebesi” Malazgirt Zaferi ve Alp Arslan, İstanbul 1971, s. 182-200.; Nejat Kaymaz, ” Malazgirt Savaşı İle Anadolu’nun Fethi ve Türkleşmesine Dair” Malazgirt Armağanı, Ankara 1993, s. 259-268.

15 Kerimuddin Mahmud-i Aksarayî, Müsameretü’l-Ahbar, (Nşr. M.Öztürk), Ankara 2000, s. 13.

16  Müneccimbaşı Ahmed b. Lütfullah, Camiü’d-Düvel, II (Nşr.A.Özgül), İzmir 2000, s. 156-158.; ayrıca Miryakefalon (Karamıkbeli) savaşı hakkında geniş bilgi için bkz.; Abdülhaluk Çay, II. Kılıç Arslan, Ankara 1987, s. 68-88.

17 Necati Demir, Türkler, Ankara 2002, c. VI, 824.

18 Feridun M. Emecen, İlk Osmanlılar ve Batı Anadolu Beylikler Dünyası, İstanbul 2003, s.40.

19 Mesudiye ilçesine bağlı olan ve 6 km uzaklıktaki Kaleköy’de saray, kale ve üç adet mezar bulunmaktadır. Mezar kitabeleri tahrip olmuştur. Buradaki bir mezar taşında, “Fî şehr-i rebi’i’l-evvel senete sittetin ve erba’în ve semânümi’e fî hicreti’n-Nebeviyye” (H.Rebi’ü’l-evvel 846 / M.Ağustos 1442) tarihi mevcuttur.

20 Faruk Sümer, Çepniler, İstanbul 1992, s.7.; ayrıca bkz.; Ali Çelik, “Çepniler’in Anadolu’nun Türkleşmesindeki Yeri ve Önemi” Türkler, Ankara 2002, c.VI, 312.; ayrıca bkz. Hilmi Göktürk, Anadoluda Oğuz Boyları, Anadolunun Dağında Ovasında Türk Mührü, İstanbul 1979, c. II. 103.

21 M. Hanefi Bostan, Anadoluda Çepni İskanı”, Türkler, Ankara 2002, c.VI, 299; ayrıca bkz. Sümer,  Çepniler, s.8.

22 Sümer, Oğuzlar (Türkmenler) Tarihleri-Boy Teşkilatı-Destanları,  210-211.sahifeleri arasındaki II. ve III. çizelgeler. Sungur; doğan türü avcı bir kuştur. Türkler  isim olarak da kullanmışlardır. Aksungur ve Karasungur gibi.

23 Menâkıb-ı Hacı Bektâş-ı Velî “Vilâyet-nâme”, (Haz: A. Gölpınarlı), İstanbul 1958, s. 26.; ayrıca geniş bilgi için bkz.,  Çelik, a.g.e., s. 313.; Bostan, a.g.e., s. 299.

24 Togan, a.g.e., s. 268.

25 a.g.e., s. 268.

26 Yasun Burnu, Ordu iline bağlı Perşembe ilçesindedir.

27 Bryer, a.g.e., s.144.

28 a.g.e., s. 145;  Bilgin, a.g.e., s. 90.

29 Bryer, a.g.e., s. 145; Bilgin, a.g.e., s. 90.

30 Bryer, a.g.e., s. 145.

31 Bostan, a.g.e., s. 299.; Demir, a.g.e., s. 826.; İbn Bibi, el-Evâmiru’l-Alâiyye fi’l-Umûri’l-Alâiyye, (Haz:M. Öztürk), Ankara 1996, c. II, 238-239.

32 Faruk Sümer,” Çepniler”, Türk Dünyası Tarih Dergisi, S. 55, s. 7.

33 Demir, a.g.e., s. 826.

34 Milas ismini ortasından akan ırmaktan almaktadır. Milas ismi, 3 Za. 1293 (20 Kasım 1876) yılında Sultan Abdülhamid’e izafeten “Hamidiye” olarak değiştirilmiştir. Geniş bilgi için bkz. BOA. İ.DH, Nu: 60297.  Daha sonra 26 Kânûn-ı Sânî 1325 (8 Şubat 1910) tarihinde de “Mesudiye ismini almıştır. Geniş bilgi için bkz. BOA. DH. MUİ. Nu: 63/76.

35 Demir, a.g.e. s. 826.

36 Tellioğlu, a.g.e. s. 151.

37 Feridun M. Emecen, “Giresun Tarihinin Bazı Meseleleri” Giresun Tarihi Sempozyumu, İstanbul 1997, s. 22.; Tellioğlu, a.g.e., s. 151.; Demir, a.g.e., s. 827.

38 Bezm u Rezm, s. 485.

39 a.g.e., s. 485.; Bilgin, a.g.e., s. 93-94.; Demir, a.g.e., s. 827.

40 Meydan Larousse, İstanbul 1992, c.XV, 165; Baş, a.g.e., s. 56.

41 Mükrimin Halil Yinanç, MEB İslam Ansiklopedisi, c II, s. 378.; Halil İnalcık, TDV İslam Ansiklopedisi, c V. s. 233.

42 Demir, a.g.e. s. 827.

43 Demir, a.g.e., s. 827.; Sümer, a.g.e., s. 319.; Bilgin, a.g.e., s. 94.; ayrıca geniş bilgi için bkz. Ruy Gozlez de Clavijo, Embejada a Tomarlan, Madrid 1943, s. 83.

44 Mehmet Öz, XV_XVI. Yüzyıllarda Canik Sancağı, Ankara 1999, s. 24-25. ayrıca geniş bilgi için bkz. Yediyıldız, a.g.e., s.7-8.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>