Araştırma 5-6-7 (Anonim)

Aşağıdaki 5-6 ve 7 nolu araştırmalar sıkça duyduğumuz özellikle internet ortamında yayınlanan araştırmalardır.  

ARAŞTIRMA-5 (Anonim)

Anadolu’ya Türkler’in geliş tarihi çok eskilere dayanıyor. Anadolu’nun Türk yurdu olmasının zeminini, Sultan Alparslan’ın Anadolu’yu  fethettiği 1071tarihinden önce, Anadolu’ya  Orta Asya’nın çeşitli bölgelerinden gelen Türk boylarının yerleşmesi ile oluşuyor. Karadeniz Bölgesi’de  Türk göçlerinden nasibini alıyor. Özellikle Trabzon’un  Vakfıkebir  ilçesi ile Ordu bölgesi arasında kalan Giresun, Gümüşhane ve Kelkit  yöresine, Türkmenistan’ın İran sınırına yakın bölgesinde yaşayan Oğuz Türkleri’nin Çepni boyu; önce İran’a ardından Van üzerinden Anadolu’ya geçip yerleşmişlerdir. Bir araştırmaya göre Kandazoğulları, Van’a yerleşip büyük bir aşiret olduktan sonra, buradan üç kardeşin önce Şebinarahisar’a geldiği, iki kardeşin Trabzon yöresine gittiği ve bir kardeşin Şebinkarahisar’da kaldığı bildirilmektedir.

ARAŞTIRMA-6 (Anonim)

İran üzerinden Anadolu’ya gelen Çepni boylarından, Kafkasya’ya geçen 40.000 çadırlık Çepni grubu, Trabzon Rum İmparatorluğu fethedilmeden önce Azerbaycan üzerinden gruplar halinde Batum yöresine yerleşti. Fatih’in Rum İmparatorluğu’nu fetetmesi ile Trabzon’un Türkleştirilmesi için Batum’daki Kandazoğlu aşiret ağasının aşireti, Türk yörelerine bugünkü adı Zıva olan Güneyköy’e yerleştirdiği, aşiretin buradan da  Trabzon, Gümüşhane, Ordu ve Giresun bölgesine dağıldığı söylenmektedir.

ARAŞTIRMA-7 (Anonim)

Kandazoğlu  aşireti, Orta Asya’dan geldikten sonra  Şalpazarı’nın Ağasar bölgesine yerleşti. Fatih Sultan  Mehmet Trabzon’u fethettikten sonra,  “bana temiz ve güvenilir bir aile bulun” demiştir. Yapılan araştırmalarda bu aileyi askeri açıdan çok önemli bir bölge olan Zigana Dağı’nın eteğindeki  Köstere (kesikdere) bölgesine yerleştirerek, burada askeri karakol vazifesi yaptırdığı, halen Köstere Köyü’nde Kandazoğulları’nın bulunduğu, Fatih’in kendilerine vakfettiği bölgenin Kandazlı Dağı olduğu ortaya çıkmıştır. 

Araştırma 5-6-7 (Anonim) için 2 cevap

  1. Seddül Bahir der ki:

    İlhanlı hanedanlığının esas kurucusu, Hülagü Han Cengiz’in torunu, Möngke ve Kubilay’ın Kardeşiydi. Ortadoğuda hakimiyeti sağlamak için ağabeyi Möngke tarafından gönderilmişti. Görevini başarı ile yerine getirince ağabeyi Möngke onu tekrar Moğolistana gönderdi. Hülagü’nün yerine geçen (1255-56) Baycu görevi devraldı ve batıdaki Müslüman krallıklarını bastırmak için büyük bir sefer başlattı. Bu hareket, akın akın gelen Moğol Kabilelerinin şerrinden kaçan Türk Kabilelerini Anadoluya doğru püskürtmüştü. Baycu bu seferle 1256 ve 1258 arasında, Nizari Haşhaşilerini ve Abbasi Halifeliğini ortadan kaldırarak Moğol İmparatorluğunun güney batı kısmını, Maveraünnehir’den, Eyyubi Suriye’sine kadar genişletti. İşte bu dönemde yaşanan göçten ötürü, Şakir Şevket’in bahsettiği 100 bin çadır Çepni, İran hükümdarı tarafından sürüldü demiştir, tabi ki göçenler sadece Çepniler değildi. Zaten çok geçmeden 1277′de Giresunda Çepnileri görmeye başlarız. Çepnilerin Van’da ve diğer bir çok yerde bulunmalarına rağmen Karadeniz bölgesi Çepnilerle, Çepniler’de Karadeniz bölgesiyle anılır. Fatih’in Trabzon Rum krallığını ortadan kaldırması ile İstanbulun alınması emsaldir. Yani İstanbul, bir Türk gölünde bir Bizans adasıdır, tıpkı Trabzon’un Çepni gölünde’ki bir Rum adası olması gibi. Fatih dışarıdan değil Trabzon’un dibinden itibaren hazır bir Türk boyu buldu ve diğer yerlerdeki Çepniler akrabalarının yanlarına çağrılarak bölgenin Türk nüfusu arttırıldı. Van’ın özelliği ise şu şekilde açıklanabilir; Anadoluya İran üzerinden Anadolu’ya yapılan girişler genel olarak o gün ki Kars bölgesidir, Kars’tan sonra eğer güneye inecekseniz, doğrudan Van’ın Kuzeyine gelirsiniz ve tıpkı Celaleddin Harzemşah gibi Ahlat kalesine ulaşırsınız. Muhtemeldir ki Çepnilerde bu yolu izlemiş olmalı. Yüz bin çadırda hatırı sayılı bir nüfus demektir. Ortalama olarak 5 ila 7 kişi üzerinden hesaplandığı için 500 ya da 700 bin kişi demektir. Elbette tüm boylar gibi batıya ve güneye devam eden ailelerde olmuş, Balıkesir gibi. Tüm boyların ortak özelliği her yerde bulunuyor olmalarıdır bu elbette Çepniler içinde geçerlidir. Alparslan’la gelen boylar arasında Kıpçak ve Peçenekler ve elbette asıl boy Kınık’lar biliniyor ve Çepnilerin daha sonra batıya gelmiş oldukları fikri daha gerçekçi görünüyor. Selçuklu öncesi dönemde doğudan Anadoluya gelmiş Türklerle ilgili çok sağlam bilgiler yok, özellikle Emevi ya da abbasi dönemi Müslüman akınlarla geldikleri ilgili hikayeler genelde ispatlanması zor iddialardır. Fakat Bizansın Balkanlar ve Kuzey Karadenizden Peçenek ve Kuman-Kıpçaklar’ı Anadoluda garnizon oluşturacak şekilde yerleştirdiği ve Ermenilere ve Selçuklulara karşı savaştırdığı Bizans İmparatorluk kayıtlarında mevcut. Selçukluların ise yerli rumlarla, Ermenileri yanlarına aldıkları yine Bizans kayıtlarında görülüyor. Velhasılı Kelam, Kandazlar Çepni ise Çepnilerinde tarihi göç yolculukları, Karadeniz bölgesini yurt yaparak son bulmuştur. Ondan sonra olanlar artık aile meselesi olduğundan bende yazıma burda son veriyorum. Saygılarımla.

  2. Seddül Bahir der ki:

    Düzeltiyorum, 100 bin çadır değil 100 bin kişi, Ben, Gürcü kralının Karadeniz’in kuzeyinden, krallığın güneyine yerleştirdiği 100 bin çadır Kıpçak ile karıştırmışım, o da Abbasi Halifeliği Selçuklu dönemi. Kusura bakmayın.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>