Araştırma-8 (Gökhan Pekgüven)

ARAŞTIRMA-8 (Yazar)

Kandaze isimli kitabın kapağı

Araştırmalarım sırasında Singapur, Çin, Kore, Afganistan, İran, Irak ve Anadolu’daki Kandazlar’ın bu bölgelere nasıl geldiği hakkında bir fikir sahibi olmuştuk.

Ama Afrika’daki siyah renge sahip Kandazlar ile nasıl bağlantımız olabilirdi. Aklıma çeşitli senaryolar geliyordu ama konunun bu şekilde olduğunu hiç düşünmemiştim. Almanya’da yaşayan Fethi Kandaz’ın bu husustaki yönlendirmesi ana çıkış noktamız olmuştur.

Konu bir Kandaz’ın Mezopatamya’ya inmesiyle başlıyor. Burada oluşan Kandaz Devleti veya Beyliği’nin kızı ile Mısır firavunu Amon evleniyor. Amon, Kandaz Kraliçesi’ne hediye olarak Habeşistan bölgesini veriyor. Bu nedenle de kendisine Habeşistan (Etyopya-Mohrenland) Kraliçesi deniyor. Tabi ilginç olan taraf, bu kadının Avrupa ve Amerika’daki Hristiyanlarca çok önemsenmesidir. Araştırdığımızda daha da şaşırıyoruz. Çünkü Kandaz Kraliçesi’nin,  Hz. İsa’ya ilk inanan kadın olarak tarihe geçtiğini öğreniyoruz.

Avrupalılar ona yüce insan gözüyle bakıyor. Onun hakkında, ekte resmi de mevcut olan birçok kitap yazıyorlar. Kandaze’nin hemen altında yazan yazı da “Allahın Çocukları Yeryüzünde” demektedir.

Bugün Kahire Müzesi’nde bir zamanlar Tanrı Amon adıyla nitelendirilen firavunun yanındaki mezar, kraliçe Kandaze’ye aittir (160 cm. boyundadır).

Tevrat’ta, İncil’de ve Kuran-ı Kerim’de surelerde kraliçe Kandaze’den bahsedilmektedir. Ama isim farklıdır. İncil’de apostol hikâyeleri 8 inci ayet 27 inci surede onun icin, “bizim soyumuz Allah tarafindan korunma altındadır” diye yazılmıştır.

Kutsal kişiliği o kadar ön plandadır ki, 1840 yılında Avrupa’dan Afrika’ya misyonerligi yayan geminin ismi İngilizce Candace, Almanca Kandaze olarak tarihe geçmiştir. Avrupa’da birçok misyonerlik okulu ve örgütünün adı Kandaze’dir.

Araştırma-8 (Gökhan Pekgüven) için 1 cevap

  1. seddül Bahir der ki:

    Öncelikle hepimiz Afrikadan gelmeyiz diyerek başlayayım ama kaç yüzbin yıl önce belki onlarca bin. Ve Amon bir firavun değil Teb tanrısıydı daha sonra tapınaklar arasında çıkan bir çatışma sonunda Amon-Ra’ya dönüşerek bir genel tanrı haline geldi. Firavunlar genelde kardeşleriyle evlendiklerinden mezopotamyadan bir gelin getirmeleri de oldukça anlamsızdır.
    Kandaze, ingilizce “Candace” ve Grekçe “KαƲǒαƘ η” telafuzudur. Grekçe kökenli değildir. Etiyopya (Nubiye) dilinden alınmış bir ünvandır ve Kraliçe anlamına gelir. Asıl yazılışı “Kdke” okunuşuda “Kadake” şeklindedir, Grekçede benzer bir kelime ve telafuz olmadığından “KαƲǒαƘ η –(Kenyayi)” şeklinde telafuz ettiler. Bu ingilizcede Candace-(Kendes) ve Almancada Kandaze-(Kandazı) şeklinde Latinceden aktarılmıştır. Orjinali olan Kadake Kraliçe, Kraliçenin annesi ve Kraliçe’nin naibi için kullanılırmış. Helenistik dönemden 4.yy’a kadar Etiyopyada kullanılmış bir hükümdarlık ünvanıdır. Bilindiği gibi Etiyopya (Nubye ) kraliçeleri savaşçı ve kraldan önde duran figürlerdir. Heredottan strabo’ya ve incildeki bir vaftiz töreni hikayesinden Roma ile Etiyopyalılar arasında yapılmış bazı anlaşmalardan Kadake-Candace ünvanının kraliçe anlamında kullanıldığını görüyoruz. İncilde geçen havarilerle ilgili bölümde (8:27) havari Philip, Kudüs-Gazze yolunda o dönemin Etiyopya kraliçesinin hadım hazine memuru ile karşılaşır ve isteği üzerine vaftiz eder. Vaftiz edilen zenci adam incilde daha sonra Afrikayı sömürmek için propaganda aracı olur. Hristiyanlığın Etiyopyaya yayılışı daha geç bir dönemdir ve vaftiz olan Kraliçe yani Kadake değildir. Kelimenin kendi dilindeki açıklaması ise şu şekildedir, Etiyopya dilinde “Kdke” aslında “Kd” ve “Ke” kelimelerinin birleşmesiyle oluşturulmuş bir birleşik kelimedir. “Kd”nin anlamı Kadın, “Ke”nin ise üstünlük gösteren bir unvan anlamındadır, “Baş kadın”, “Yüce-Kutsal kadın” gibi. Erkeklerde ise “Qore-Koor” (muhtemelen Kral) ve “Pgr-Pagara” (muhtemelen Prens) şeklinde ünvanlar vardır. İngilizcedeki ünvanların burdan devşirildiği de iddialar arasındadır. Sonuç olarak, Kadake, Candace veya Kandazi aslında Kraliçe demekti Türkçedeki Ebe-Ece gibi. Büyük İskenderden sonra Roma Mısır’ına defalarca savaş açmış ve yenmiş ünlü Kadake’ler vardır ve bu sebepten olsa gerek Büyük İskenderin maceralarını anlatan efsanlerine o bölgeye hiç gitmediği halde İskenderin geri çekilmesiyle sonuçlanan bir karşılaşma eklenmiştir ve hatta aralarında aşk hikayeleri olanlar dahi vardır. Bu kadar açıklamadan sonra şunu eklemek isterim ki kelime ve ses benzeşimlerinden tarihi bir ortaklık çıkartamazsınız tam tersine tarihi bağlardan hiç benzemediği halde farklı adlandırmalardan ve ünvanlardan doğru sonuçlara gidebilirsiniz. Mesela Kandos derseniz, burda Sogd dilinde Kanda köy, kasaba veya şehir gibi yerleşim alanları için kullanılır kandj, kandz’dan zamanla Kanda’ya oda Kent kelimesine dönüşmüş. Sogdlular yüzlerce yıl Kanglıların himayesinde yaşadığından Çinliler zamanla onlarıda Kanglı olarak kabul edip artık o şekilde kayıt etmişler. Kanglıların şehirleri için Sogdlular Kang-dj -dz (muhafazalı-müstahkem yerleşim alanı) kullanılırken bu halinden “Kanda” şekline dönüşmüş. Siz Kandos adının verildiği bir yerden geldiğinizi tahmin ediyorsanız Etiyopya ya inmek için belki birkaç yüz bin yıl öncesine gitmeniz gerekir. Her kelimenin çok derin bir hikayesi vardır ve o kelimenin kökünü bulmadan ya da yaklaşmadan yorum yapmak her zaman yanıltabilir, özellikle birkaç yüz yıl öncesini bile zor okurken. Sayıgılarımla.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>